Yener ÇAKMAK'la Ropörtaj

Yener ÇAKMAK'ın ‘Yıllar Boyu Çizdiklerimden’ başlıklı karikatür sergisinde Akdağ SAYDUT'a verdiği ropörtaj






Pazartesi 07.11.2016 CartoonColors
Karikatür çeşitli dönemlerde çok etkin bir popüler sanat olmuştur. Özellikle baskı ve toplumsal zıtlaşmanın tırmandığı süreçlerde karikatür ve mizah toplumsal tepkilerin gülen yüzü olmuştur.

Akdağ SAYDUT
           O eskilerin kırk tarakta, kırk bezi var dedikleri nevi şahsına münhasır bir güzel dosttur. Karikatür dışında gazetelerin mutfağı, mizah dergileri, tiyatro, sinema, kült filmler, foto roman, çizgi roman dünyası, fotoğraf onun ilgi ve uzmanlık alanlarıdır.

        Dostluğunu eskitmeyen, tüketmeyen ender insanlardandır. Sıradan değil, sıra dışıdır. Hayatı kendi bildiğince, gönlünce sürdürür. Rutinden sıkılır. Başkalarının öngördüğü değil kendi hayal ettiği dünyayla gerçekleri harmanlar. O'nun dünyaya bakış açısı karikatürlerine de yansır. 

Yener Çakmak’ın yıllardır çizdiği karikatürlerinden yaptığı seçkiyle hazırlanan ‘Yıllar Boyu Çizdiklerimden’  karikatür sergisi 5 Kasım 2016’da İBB Karikatür ve Mizah Merkezi’nde açıldı.

---

          Akdağ SAYDUT - Çocukluk yıllarında ve sonra basında yayınlanan ilk karikatürlerinden beri elli yıla yakın süreci, bir karikatür sergisiyle karşıladın.
Babıali'nin tozunu yutmuş bir çizersin. Sergin hakkında neler söylersin?

        Yener ÇAKMAK - Amatör çizerlik dönemim çoğu çizer gibi ilkokul yıllarının başında başladı. Ramiz GÖKÇE ustanın resimlediği Alfabe kitabı ile okuma yazmayı öğrenen biri olarak, çizerliğe ilk adımımı, Ramiz GÖKÇE'nin o sımsıcak ve insanı çeken çizgilerini kopya çekerek ve bakarak çizmeyle başladım.  Lise yıllarımda yaz tatillerinde portre karikatür çizerliği yaparak yazlık yerleri gezdim. 

Karikatür çizen biri olarak tanınınca, nereye gitseniz, sizden  karikatürünü çizmenizi isterler. Çoğu tanıdığıma hediye olarak, karikatürlü sünnet ve düğün davetiyesi hazırladım. Kendi nişan ve düğün davetiyelerimi de çizdim. Okul yıllarımda gazete ve dergilere karikatür çizerek harçlığıma katkı yapıyordum. Karikatürcüler Derneği, bizleri bir araya getirdi; bu sayede ortak karikatür etkinlikleri yaptık. Birlik olmamızdan cesaret ve kuvvet aldık.

İBB Karikatür ve Mizah Merkezi'nde kişisel sergimi açmam için çok sevdiğim ağabeyim Raşit Yakalı'dan teklif gelince tereddütsüz kabul ettim. Daha önce sevdiğim sanatçı dostlarımın yönettiği galerilerden de teklifler gelmişti.  Bazı teknik nedenler dolayısıyla gerçekleşmedi. Bu kez o sorunları aşabildik ve sergi açtık. Daha önceki yıllarda yurt içi ve dışında bir çok karma ve yarışma karikatürleri sergisine katılmıştım. 


        A.S. - Karikatür dışında, fotoğrafçılığın da var. Fotoğraf deyince aklıma 1970’li yıllarda Tepebaşı'ndaki Karikatür Müzesi’nde çektiğin fotoğraflar geldi hemen. Sen foto muhabirliği de yaptığın için fotoğraf makinen yanından eksik olmazdı. Sahi o günlerde çektiğin fotoğraflara ne oldu?

        Y.Ç. - O yıllarda Derneğimiz için çektiğim fotoğrafların karta tabediyorduk. Filmleri saklamak sorun oluyor. Kartlar ise zamanla bozulabiliyor. Çoğu taşınma ve benzeri nedenlerle bir yere konuyor ve unutuluyor,  hepsi nerede ben de bilemiyorum. Aradan çok yıllar geçti. Bazı fotoğraflar evde bir yerlerdedir. Onları bulabilirsem, paylaşmayı ben de çok istiyorum. 

Çünkü Necmi Rıza AYÇA, Şadi DİNÇÇAĞ, Mehmet POLAT, Eflatun Nuri ERKOÇ, Mıstık (Mustafa EREMEKTAR), Ferit ÖNGÖREN, Cafer ZORLU, Nehar TÜBLEK, Ali Ulvi ERSOY, Turhan SELÇUK gibi çok sevdiğim ağabey ve ustalarımı bir arada fotoğraflama şansım olmuştu. Onlar aramızdan ayrılsa da kalbimizdeki yerleri müstesnadır!

        A.S. - Sence karikatür sana ve “siyasetçiye” ne ifade eder?

        Y.Ç. - Karikatürün klasik tanımı çizgi ile mizah yapmak, içine yazı da katılabilir. Eleştirilerinde ise mizahın güldürü unsurunu kullanır. Acı acı düşündürenine "Kara Mizah" denir. Dili dikenlidir. Güldürürken, bir yandan da birilerini iğneler. Can yakabilir. Karikatür çeşitli dönemlerde çok etkin bir popüler sanat olmuştur. 

Özellikle baskı ve toplumsal zıtlaşmanın tırmandığı süreçlerde karikatür ve mizah toplumsal
tepkilerin gülen yüzü olmuştur.  O denli etkindir ki, hükümetleri, iktidarları rahatsız ya da huzursuz eder, hatta kızdırdığı da olur. Bu nedenle mizaha tahammülü olmayanlar tarafından sevilmez. Siyasetçiler in sağı solu belli olmaz, hoşgörüyle yaklaşanı da, tahammülsüz olanı da vardır. 

        A.S. - Yener Çakmak neleri, kimleri çizer? Niye çizer? Çizdiğin insanlar bunu hak ediyor mu?

        Y.Ç. - Karikatür çizmek, içimden gelen sanat içgüdüsünün eseridir. Yaradan beni resim ve karikatüre yatkın yaratmış. Gazete, dergilere çalıştığım yıllarda, o yılların politikacılarını konu alan karikatürler çizdim. 

Editoryal karikatürlerde çizdiğim politikacılar, her gün gündemi belirleyen kişiler oldukları için daima karikatürlerle eleştirinin hedefidirler. Onların dışındakiler ise sevdiğim, takdir ettiğim kişilerin ve karikatür isteğinde bulunanların karikatürleridir. “Hepsi fazlasıyla hak ediyor”. Fakat politik karikatürlerden çok insana ilişkin konuları çizmeyi daha çok seviyorum. 

        A.S. - Karikatürcüler yanlışları, aksaklıkları dert eden  insanlar mıdır hep?

        Y.Ç. - Dert eden insanlardır ki, gördükleri aksaklıkları, yanlışları karikatürlerine konu ediniyorlar. Sanatçı genlerinden gelen bir anlayıştır bu durum.

        A.S. - Bir karikatüriste sorulacak en absürt soruyu sorayım ; "Şaka yapmaktan hoşlanır mısın?"  Nelere gülersin?

        Y.Ç. - Şaka yapmasını da yapılmasını kaiteli olmak koşuluyla da severim. Banal ve aşırıya kaçan şakaları sevmem.  Komik bulduğum, komik olan her şeye gülerim. Bu yaşantımdan kaynaklanan bir şey olabilir. Bir karikatür olabilir, sinema, tiyatro, hikaye veya romanlarda geçen olaylar. Bazı gazete haberlerini de tirajikomik buluyorum. 

        A.S. - Türkiye'ye ne zaman demokrasi gelir sence ?

- Atatürk’ün gönlündeki Türkiye Cumhuriyeti, bir demokrasi ülkesiydi. Bunun için gerekli birçok devrimi, kısa yaşamı içinde peş peşe yapmıştır. Ancak Atatürk sonrası kimi iktidarların cumhuriyet ve demokrasiye yükledikleri anlamlar mutlak iktidar çağrıştırdı hep. Bu nedenle demokrasimiz hep sancılı dönemler yaşamıştır. Yaşadığımız günlerde de bu sürmektedir. İnsan bunca yaşanmışlıklara bakınca demokrasinin bizim ülkemize uğramayacağı endişesine kapılıyor. Beklemekle de geleceğini sanmıyorum.
---

Yener Çakmak'ın özgeçmişi


Tevfik Yener ÇAKMAK,1950 İstanbul doğumlu.
Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim-iş Bölümü mezunu. 
Bir yıl öğretmenlik yaptı. 
Karikatürleri 1966 yılından itibaren çeşitli gazete ve dergide; yurt içinde ve dışında yarışma albümlerinde yayınlandı. 
Kitap resimlemeleri yaptı.
    
Çizerliğinin yanı sıra yazarlık, araştırmacılık, tiyatro, sinema, foto roman oyunculuğu, yönetmenliği, senaristliği yaptı. 
1969 - 1990 yılları arasında çok sayıda gazete ve dergiye foto romanlar yaparak bu konuda rekora imzasını attı.
    
Yener ÇAKMAK, Karikatürcüler Derneği üyesidir.
(Kaynak: Karikatürcüler Derneği)